Kanada’da Konut Krizine Çözüm Aranıyor: Federal Planın Özel Sektörü Dışlamaması Gerekiyor

Kanada’da Konut Krizine Çözüm Aranıyor: Federal Planın Özel Sektörü Dışlamaması Gerekiyor

Kanada’da yeni federal hükümet, barınma krizine yönelik çözüm üretme vaadiyle seçimleri kazanmasının ardından konut üretimini iki katına çıkarma hedefini ortaya koydu. Başbakan Mark Carney liderliğindeki Liberal hükümet, bu doğrultuda doğrudan kamu yatırımı, düşük faizli finansman, belediyelerdeki harçların azaltılması ve bürokratik engellerin kaldırılması gibi politikaları gündeme getirdi. Uzmanlar ise bu adımların olumlu bir başlangıç olduğunu ancak sürdürülebilir üretim için özel sektörün sürece aktif şekilde dahil edilmesi gerektiğini savunuyor.

British Columbia örneği, sadece kamu eliyle konut üretiminin yeterli olmadığını açıkça gösteriyor. BC NDP hükümetinin 10 yılda 114.000 konut sözüne rağmen son beş yılda yalnızca 20.422 konutun tamamlandığı, mevcut hızla bu hedefin 28 yılda tamamlanabileceği ifade ediliyor. Bu düşük oranlara rağmen hükümetin, başkalarının ürettiği konutları kendi başarı hanesine yazdığı eleştirileri de dile getiriliyor.

Bazı projelerin maliyet etkinliği ve önceliklendirme bakımından da tartışmalı olduğu görülüyor. Örneğin, North Vancouver’da deniz manzaralı, ulaşımı zor bir arazide yapılması planlanan sosyal konut projesi veya Sun Peaks kayak merkezinde kamu kaynaklarıyla geliştirilen konutlar, ihtiyacın yoğunlaştığı büyük şehirlerin gerisinde kalıyor. Vancouver gibi yüksek kiralı bölgelerde ise Rental Protection Fund programı bugüne kadar yalnızca 57 daireyi destekleyebildi.

Yazarlar, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir konut politikası için özel sektörle iş birliğinin şart olduğunu savunuyor. Vancouver’da şu anda planlama sürecinde olan ve zorunlu sosyal konut birimleri içeren 110 proje, ekonomik olarak sürdürülemediği için raflarda bekliyor. İnşaat maliyetleri ve yumuşayan piyasa kiraları nedeniyle bu projelerin hayata geçebilmesi için hükümet desteğine ihtiyaç duyuluyor.

Hükümetin yalnızca politik mesajlarla değil, somut ve etkili çözümlerle ilerlemesi gerektiği vurgulanıyor. Kamu-özel sektör ortaklıkları sayesinde hem maliyetin dengelenebileceği hem de daha fazla uygun fiyatlı konutun üretilebileceği belirtiliyor. Aksi hâlde, mevcut planların büyük kısmı hayata geçemeyecek.