Nüfus Artışındaki Yavaşlama, Kanada’nın Göç Politikalarını Yeniden Şekillendirebilir

Nüfus Artışındaki Yavaşlama, Kanada’nın Göç Politikalarını Yeniden Şekillendirebilir

Kanada'nın ikinci çeyrekteki nüfus artış oranı yüzde 0,9’a gerileyerek pandemi dönemi hariç tutulduğunda 2016'dan bu yana en düşük seviyeye indi. Bu durum, kira fiyatlarını düşürerek konut piyasasındaki baskıyı azaltırken, ekonomik büyüme üzerindeki etkileri nedeniyle federal hükümeti göç politikalarını yeniden değerlendirmeye itebilir.

Desjardins’in, Kanada İstatistik Kurumu’nun (StatCan) son çeyreklik nüfus verilerine dayandırdığı analizine göre, nüfus artışının zayıflaması, özellikle negatife dönerse, genel ekonomik ivme üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu çerçevede hükümetin kısa vadeli baskılarla uzun vadeli ihtiyaçlar arasında denge kurmak amacıyla göç hedeflerini yeniden düzenlemesi gerekebilir.

2022 ve 2023 yıllarında rekor düzeydeki geçici göçmen akışlarının ardından, 2025’in ikinci çeyreğinde geçici ikamet edenlerin sayısı yaklaşık 59 bin kişi azaldı. Bu azalma, başta büyük şehirlerde olmak üzere kiraları düşürürken, kişi başına reel GSYİH oranında da düşüş yaşandı.

Desjardins ekonomisti Kari Norman, nüfus artışının ekonomik büyümeyi doğrudan etkilediğini ve yalnızca nüfus artışını sınırlamanın ekonomik verimliliği artırmaya yetmediğini belirtiyor. Norman’a göre, göçmen sayısındaki azalma hem GSYİH’yi hem de kişi başına düşen ekonomik üretimi olumsuz etkiliyor.

Norman, düşen kiraların kiracılar için avantaj olduğunu ancak ev sahipleri ve emlak geliştiricileri için sorun yarattığını ifade ediyor. Toronto ve Vancouver gibi büyük şehirlerde ev fiyatlarında düşüş gözlemlense de, ev sahibi olma maliyetlerinin hâlâ pandemi öncesi seviyelerin altında olduğu vurgulanıyor.

Geçici göçmen sayısındaki düşüş, kira talebini azaltırken üniversiteler için öğrenim gelirlerinin azalması gibi başka alanlarda da etkiler yaratıyor. Ayrıca, sağlık, tarım ve inşaat sektörlerinde geçici iş gücüne olan bağımlılık, bu daralmanın iş gücü piyasasına yansımalarını artırıyor.

Bölgesel etkiler de dikkate değer düzeyde. En büyük düşüşlerin yaşandığı Ontario ve Britanya Kolumbiyası, konut piyasasında en doğrudan etkileri hisseden eyaletler oldu. Özellikle B.C.’de toplam nüfus ilk kez azalma gösterdi. Öte yandan Quebec, güçlü bir emlak piyasası sergilerken yüksek göç oranlarına karşı temkinli bir duruş sergilemeye devam ediyor.

Sonuç olarak, Kanada’nın göç politikalarındaki her adım, hem barınma krizine hem de ekonomik büyümeye farklı yönlerden etki ediyor. Ottawa’nın mevcut hedeflerini sürdürüp sürdürmeyeceği henüz belirsizliğini korurken, karar alıcılar için temel soru şu: Hangi maliyetler daha katlanılabilir?