Uluslararası Öğrenciler Kanada’nın Geleceğini Şekillendiriyor
Son on yılda Kanada’da yükseköğretim, neoliberal politikaların etkisiyle önemli bir dönüşüm geçirdi. Bu dönüşüm, eğitim kurumlarını ekonomik kazanç odaklı yapılar hâline getirirken, öğrenciler üzerindeki mali yükü artırdı. Özellikle uluslararası öğrenciler, eğitim yolculuklarında çok sayıda zorlukla karşı karşıya kaldı.
Emilda Thavaratnam’ın araştırması, Ontario’daki uygulamalı sanat ve teknoloji kolejlerine kayıtlı uluslararası öğrencilerin yaşadığı deneyimleri derinlemesine inceliyor. Bu araştırmada öğrencilerin geliş öncesi süreçlerinden barınma krizine, pandemide hayatta kalma mücadelelerinden güvencesiz çalışmaya ve gelecek beklentilerine uzanan beş ana tema ele alındı. Öğrenciler bu süreçte yalnızca bireysel olarak ayakta kalmaya çalışmakla kalmadı; kolektif dayanışmalar kurarak haklarını savunma yoluna da gittiler.
COVID-19 pandemisi, uluslararası öğrencilerin Kanada toplumuna yaptığı katkıları gözler önüne serdi. Sağlık hizmetlerinden gıda tedarik zincirlerine kadar birçok hayati alanda ön saflarda yer alan öğrenciler, bu dönemde yalnızca eğitim gören bireyler değil, aynı zamanda toplumsal hizmet sağlayıcıları olarak konumlandı. Ancak bu katkılara rağmen, esnek ve düşük maliyetli iş gücü olarak görülmeleri, haklarının ihmal edilmesine neden oldu.
Pandemi öncesinde de birçok öğrenci barınma, beslenme ve sağlık hizmetlerine erişim gibi temel alanlarda ciddi sıkıntılar yaşıyordu. 2024 yılında getirilen kontenjan sınırlamaları, öğrencilerin “hem gerekli hem vazgeçilebilir” konumda tutulduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Yine de bu öğrenciler, yalnızca bireysel değil, örgütlü mücadelelerle seslerini duyurmayı başardılar.
2022 yılında Toronto’daki Ontario Yasama Meclisi önünde gerçekleşen “İhtiyaç mı Açgözlülük mü?” temalı protesto, 120 bin öğrenciyi temsil eden birliklerin önderliğinde yapıldı. Ardından 2024’te göçmenlik kurallarının sertleştirilmesiyle, kalıcı oturum hakkı tehlikeye giren 70 bin uluslararası mezun Kanada genelinde protestolar düzenledi. Üç ay süren bu eylemler, ülke genelinden sendikalar ve topluluklardan da destek gördü.
Bu direnişlerin merkezinde, neoliberal sistemin bireysel rekabet anlayışına karşı dayanışmayı ve ortak mücadeleyi esas alan bir duruş yer alıyor. Uluslararası öğrencilerin örgütlü çabaları, onların yalnızca eğitim alan bireyler değil, aynı zamanda toplumsal aktörler olduklarını da ortaya koyuyor. Onların hikâyeleri, Kanada’nın sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel geleceğini de şekillendiriyor.
Uluslararası öğrencilerin katkılarını tanımak, onların haklarını güvence altına almak ve başarılarını desteklemek, daha dirençli bir toplum inşa etmenin ön koşullarından biri olarak görülüyor.